|

M. Rifat Hisarcıklıoğlu,
konuşmasında, küresel kriz sonrasında Türkiye'nin durumu ve büyüme
beklentilerine değindi. Türkiye'nin, son 30 yılda dünya ekonomisinin önemli
bir parçası haline geldiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu,
1980'de 26. büyük ekonomi olan Türkiye'nin bugün 17. ekonomisi olduğunu
ifade etti.
Türkiye'nin
mamul mal sattığına, aramalı ve hammadde alımı yaptığına dikkat çeken TOBB
Başkanı Hisarcıklıoğlu, bu yüzden küresel
piyasalar yavaşlayınca, Türkiye'nin de yavaşlamak durumunda kaldığını dile
getirdi.
-“Küresel
kriz ekonomin sağlamlığını test açısından fırsat oldu”
Küresel
krizin, Türkiye ekonomisinin yapısının sağlamlığını test etme açısından iyi
bir fırsat olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu,
"Türk Bankacılık sektörü, tüm AB ve OECD ülkeleri içinde herhangi bir
sorunun yaşanmadığı ve kamu desteğinin aktarılmadığı tek örnektir. Reel
sektör şirketleri, sıkıntı yaşamadan 2009'da yurt dışı kredi ödemelerini
rahatlıkla yapabildi. Türkiye'nin kredi derecelendirme notu yükseltildi.
Oysa AB üyesi Yunanistan ve Macaristan bile daha ciddi sıkıntılar yaşadı.
40 küsur ülkeninki düşürüldü. Bizim Merkez Bankamız döviz rezervini korudu.
Piyasalarımız işledi. Oysa mesela Rusya, mali piyasalarını ayakta tutabilmek
için 200 milyar dolardan fazla döviz rezervini harcamak zorunda kaldı.
Borsalarını tatiline soktular" ifadesini kullandı.
-Neler yapılmalı?
Dünya
ekonomileri arasında, iyi ile kötü ayrımının belirginleştiği bir dönemde
bulunulduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, "Bir
tarafta; Dubai, Yunanistan, Portekiz var. Diğer yanda;
Brezilya, Hindistan, Çin. 'İyi'ler listesinde yer almanın yolu, orta
vadeli hikâye sahibi olmaktan geçiyor. Ekonomik göstergelerde bir miktar
iyileşme var. Ama güçlü değil. Buradaki esas sorun içerideki hikâye
eksikliği ve rotasızlıktır. Büyüme hikâyemiz yok.
Eskiden vardı; AB ve IMF çıpaları

Kamu
idaresinde, hukuk sisteminde ve ekonomideki reformların itici gücü bunlar
olmuştu" dedi.

|